Tek böbrekli insanlar alkol alabilir mi? Bir akşamın içinde başlayan sorular
Kayseri’nin akşamları soğuk olur. Hele kışa yakın bir zamanda, sokak lambalarının ışığı bile insanın içine biraz hüzün düşürür. O gün de öyle bir gündü. Gün boyu içimde bir ağırlık vardı ama sebebini tam adlandıramıyordum. Sanki bir şey olacak gibi… ama ne?
Akşam arkadaşlarla buluştuğumuzda aslında her şey sıradandı. Küçük bir kafe, buğulu camlar, dışarıda hafif rüzgâr. Ama bazı anlar vardır ya, hiçbir şey olağanüstü değildir ama senin içinde bir şey değişir. İşte o gece öyle başladı.
Bir cümle her şeyi değiştirdi
Merhaba Ayakka okurları! Bugün sizlerle “Tek böbrekli insanlar alkol alabilir mi” konusunu ele alacağız.
Masadaki sessiz an ve sorunun doğuşu
Konuşmalar dönüp dolaşıp sağlığa geldi. Biri diyetinden bahsediyor, biri spor yapmanın öneminden… Sonra bir anda konu bir arkadaşımın eski bir sağlık meselesine geldi. O da çok rahat bir şekilde söyledi:
“Benim tek böbreğim var biliyorsunuz.”
O an masadaki hava değişti. Kimse kötü bir şey söylemedi ama bir duraksama oldu. Ben o duraksamanın içinde sıkışıp kaldım. Çünkü aklıma hemen şu soru düştü: Tek böbrekli insanlar alkol alabilir mi?
İçimden bir şey “bunu sorma” dedi, bir şey de “sor, öğren” dedi. Ama ben sustum. Sadece dinledim.
İçimde büyüyen merak ve korku
Alkol masada bir anda farklı anlam kazandı
O güne kadar alkol kelimesi benim için sadece sosyal bir şeydi. Arkadaşlarla gülmek, sohbet etmek, bazen hafif bir rahatlama… Ama o an bambaşka bir anlam kazandı.
Bir arkadaşımın tek böbrekle yaşadığını bilmek, o masadaki her şeyi daha hassas hale getirdi. Şişeye bakarken bile içimde garip bir ağırlık oluştu. Sanki basit bir tercih değil de bir sorumluluk gibi görünmeye başladı.
Kendi kendime düşündüm: “Ben olsam ne yapardım?” Bu soru kolay değil. Çünkü insan kendi sağlığıyla yüzleştiğinde her şey daha ciddi oluyor.
Konuşulmayan şeylerin ağırlığı
O gece kimse yüksek sesle konuşmadı bu konuyu. Ama ben konuşulmayan şeylerin bazen en çok yer kaplayan şeyler olduğunu fark ettim.
Arkadaşım gayet normaldi. Gülüyordu, sohbet ediyordu. Ama ben onun her hareketine biraz daha dikkatli bakıyordum. Bu belki de yanlış bir şeydi, bilmiyorum. Ama içimde bir endişe vardı.
Tek böbrekli insanlar alkol alabilir mi sorusu zihnimde dönüp duruyordu. Sanki cevabı bilsem rahatlayacaktım.
Ev yolunda başlayan iç konuşma
Soğuk Kayseri gecesi ve düşünceler
Gece eve dönerken yürümek istedim. Hava buz gibiydi ama kafamın içi daha sıcaktı, daha doğrusu daha karışıktı. Ellerimi cebime koydum ve kendi kendime konuşmaya başladım.
“Bir insan tek böbrekle nasıl yaşar?” diye düşündüm önce. Sonra daha doğru soru geldi: “Nasıl sağlıklı yaşar?”
Ve işte o noktada alkol meselesi tekrar zihnime girdi. Çünkü alkolün vücuda etkisini hep duyardım ama hiç bu kadar gerçek hissetmemiştim.
Bir tarafım çok netti: İnsan vücudu hassas bir denge. Özellikle böbrekler, filtrasyon sistemi… Bir tane kaldıysa, ona daha fazla yük binmesi fikri bile beni tedirgin ediyordu.
Diğer tarafım ise daha insaniydi: “Hayat sadece dikkat ve yasaklardan mı ibaret?” diye soruyordu.
Tek böbrekli bir arkadaşın dünyası
Bir gün önceye dönüş
O geceyi düşünürken aslında bir hafta önce yaşadığımız başka bir anı hatırladım. Aynı arkadaşım, kahve içerken bana “Bazen insanlar benim durumumu abartıyor gibi hissediyorum” demişti.
O zaman önemsememiştim. Ama şimdi o cümle kulağımda yankılandı.
Belki de biz dışarıdan bakanlar olarak fazla yük yüklüyoruz. Belki de o kişi kendi bedenini bizden daha iyi tanıyor.
İşte bu düşünce beni rahatsız etti. Çünkü endişe ile kontrol etme isteği arasında ince bir çizgi var.
Gerçek soru: Alkol mü, denge mi?
Kafamdaki çatışma
Evde yatağa uzandığımda hâlâ aynı soruyla baş başaydım: Tek böbrekli insanlar alkol alabilir mi?
Bu soruyu artık sadece teknik bir merak olarak görmüyordum. Bu, bir hayat meselesine dönüşmüştü.
Bir yandan alkolün böbrekler üzerindeki yükünü düşünüyordum. Vücudun su dengesini bozması, filtre sistemini zorlaması… Bunlar aklımda dönüyordu.
Diğer yandan ise şunu fark ediyordum: İnsan hayatı sadece biyolojik kurallardan ibaret değil. Sosyal anlar, arkadaşlıklar, seçimler… Bunlar da hayatın bir parçası.
Ve ben bu iki dünya arasında kalmıştım.
Ertesi gün gelen gerçeklik
Cesaret edip soramadığım soru
Ertesi gün arkadaşımı tekrar gördüm. Her şey normaldi. O kadar normaldi ki, bir gün önceki düşüncelerim bana fazla dramatik geldi.
İçimden “sor şunu” dedim. Ama soramadım. Çünkü bazı soruların cevabını bilmek kadar, o soruyu sormak da bir sorumluluk gibi geliyor insana.
Yine de aklımın bir köşesinde şu vardı: İnsanlar kendi sağlık durumlarıyla ilgili en doğru sınırı genelde kendileri bilir. Ama yine de dikkat, yine de özen…
Düşüncenin bıraktığı iz
Hayatın kırılganlığı
O günden sonra bazı şeylere bakışım değişti. Artık sadece “normal” dediğim şeylerin arkasında bile bir kırılganlık olabileceğini hissediyorum.
Bir insanın tek böbrekle yaşaması bana şunu öğretti: Vücut dediğimiz şey sandığımız kadar dayanıklı ama aynı zamanda sandığımız kadar da hassas.
Alkol meselesi de bu yüzden kafamda sadece bir “izin verilir mi verilmez mi” sorusu olmaktan çıktı. Daha çok “insan kendi bedenini ne kadar tanıyor?” sorusuna dönüştü.
İçimde kalan cevap arayışı
Net bir sonuca ulaşamamak
Bugün hâlâ bu sorunun kesin cevabını aramıyorum gibi yapamıyorum. Çünkü mesele sadece bilgi değil, aynı zamanda hayatın kendisi.
Tek böbrekli insanlar alkol alabilir mi sorusu bana artık tek bir cevap gibi gelmiyor. Daha çok bir dikkat çağrısı gibi geliyor. Vücudu dinlemek, sınırları bilmek, aşırıya kaçmamak…
Ve belki de en önemlisi: Başkasının hayatını kendi endişelerimizle şekillendirmemek.
Sonra kalan sessizlik
Kayseri’nin geceleri hâlâ soğuk. Ama o geceden sonra benim içimde farklı bir sıcaklık var. Biraz endişe, biraz farkındalık, biraz da insan olmanın getirdiği o garip hassasiyet.
Bazen düşünüyorum, belki de bazı soruların cevabı sadece bilgi değildir. Belki de cevap, o soruyu neden sorduğumuzdadır.
Ve ben hâlâ bazen kendi kendime aynı soruyu fısıldıyorum: Tek böbrekli insanlar alkol alabilir mi?